Türk denizaltısı Yunan limanına 12 saat boyunca gizlice sızdı! Sonar tespit edemedi, fotoğraf çekildi!
Türk denizaltısı Yunan limanına 12 saat boyunca gizlice sızdı! Sonar tespit edemedi, fotoğraf çekildi!
.
.
Türk Deniz Kuvvetleri’nin Ege Denizi’nde Gizli Zaferi: Yarbay Serkan Demir’in Salamis Görevi
Eylül ayı Ege Denizi’nde her zamankinden daha gergindi. Yunan donanması, Türk sularına sürekli taciz yapıyor, fırkateynleri ve destroyerleriyle Türk limanlarının önünden geçiyor, sınır provokasyonları gerçekleştiriyordu. Türk Deniz Kuvvetleri, bu tacizlere karşı kararlı bir adım atmaya hazırdı. Yunan donanmasının ne kadar güçlü olduğu, gemi sayıları, konfigürasyonları ve güvenlik zafiyetleri bilinmeliydi. Bu bilgiler, gelecekteki operasyon planlarını doğrudan etkileyecekti. Yarbay Serkan Demir’in komuta ettiği Preveze sınıfı denizaltısı, tam da bu zorlu görevi üstlendi.


Serkan Demir, 2024 Eylül’ü. Gölcük Denizaltı Komutanlığı. Yarbay Serkan Demir, 40’lı yaşlarda, yıllardır denizaltı tecrübesiyle tanınan, disiplinli ve stratejik düşünen bir komutandı. Tip 214 denizaltısı, Alman teknolojisiyle donatılmıştı. Elektrik motorları sayesinde su altında günlerce sessizce hareket edebiliyordu. Düşman sonarları tarafından neredeyse imkânsız tespit edilirdi. Bu özellik, Türk Deniz Kuvvetleri’nin en büyük avantajıydı.
Sabah 6’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı toplantı odasında. Ege Denizi haritası masada, kırmızı işaretle Yunan donanma üssü Salamis işaretlenmişti. Atina’nın yaklaşık 130 kilometre kuzeybatısında yer alan Salamis, Yunan donanmasının ana üssüydü. Komutan, haritaya parmağını bastırdı.
“Yarbay Demir,” dedi komutan, “durum ciddileşti. Yunan donanması Türk sularına yaklaşıyor. Biz onların ne kadar güçlü olduğunu öğrenmeliyiz. Göreviniz net: Salamis limanına gizlice yaklaşacaksınız. Periskopla fotoğraflar çekeceksiniz. Gemi sayılarını tespit edeceksiniz. Güvenlik zafiyetlerini belirleyeceksiniz. Kimse fark etmeyecek. 2 kilometre mesafeye kadar gideceksiniz. 12 saat sürecek. Herhangi bir ses çıkarmayacaksınız. Anlaşıldı mı?”
Serkan not aldı. “Anlaşıldı komutanım.”
O gece, Eylül 2 sabahı 6:00’da Gölcük’ten ayrılış vaktiydi. Preveze denizaltısı rıhtımda hazır bekliyordu. Mürettebat son kontrolleri yapıyordu. Bataryalar dolu, torpidolar yüklü, gıda ve yakıt stokları eksiksizdi. Serkan mürettebatını toplayarak kumanda köprüsünde brifing verdi. 30 kişilik ekip sessizce dinliyordu.
“Arkadaşlar,” dedi Serkan ciddi bir ifadeyle, “bu görevi başarıyla tamamlayacağız. Salamis’e 12 saat içinde 100 metre derinlikte 10 knot hızla ilerleyeceğiz. Tam sessizlik protokolü uygulanacak. Konuşmak, hareket etmek, nefes almak bile yavaş olacak. Yunan sonarları bizi duymazsa, hiçbir şey olmaz. Görev kritik. Disiplin şart.”
Mürettebat başlarıyla onayladı. Sabah 8:00’da Preveze römorkörler tarafından açık denize çekildi. Motor çalıştırıldı. Dalış hazırlığı yapıldı. Serkan kumanda köprüsünde duruyordu.
“Batarya ve motor kontrolü tamam,” diye rapor verdi. “Dalış 100 metre.”
Denizaltı yavaşça suya daldı. Pervane döndü. Elektrik motorları sessizce çalışmaya başladı. Üsteğmen Kemal Öztürk, sonar operatörü olarak hemen ekrana odaklandı.
“Komutanım, sonar temiz,” dedi. “Çevrede düşman gemisi yok. Rotayı Salamis’e ayarladım. Hız 10 knot. Tam sessizlik protokolü başlasın.”
Tam sessizlik protokolü, denizaltılarda kutsal bir kuraldı. Herkes sessiz kalmak zorundaydı. Konuşmak yasaktı. Yürümek yasaktı. Hatta nefes bile yavaş alınıyordu. Çünkü her ses, düşman sonarlarına yakalanma riski taşıyordu. Bu protokol, 12 saat boyunca kesintisiz uygulanacaktı.
Saat 9:00. Bir saat geçti. Preveze Ege Denizi’nin dibinde ilerliyordu. 100 metre derinlikte, 10 knot hızla Salamis’e doğru. Serkan haritaya bakıyordu. 90 kilometre mesafe kalmıştı. Kemal sonar ekranını izliyordu.
“Komutanım,” dedi, “10 kilometre ötede bir ticari gemi var. Bize doğru gelmiyor. Tehlike yok.”
Anlaşıldı. Rotayı koruyun.
Saat 12:00. 4 saat geçmişti. Denizaltı hâlâ ilerliyordu. 60 kilometre mesafe kalmıştı. Serkan mürettebata su ve yiyecek dağıttı ama sessizce, konuşmadan.
Saat 14:00. 6 saat geçmişti. Kemal ekranında bir şey fark etti. Serkan yanına gitti. 30 kilometre ötede bir hedef vardı, hareket ediyordu. Kemal fısıldadı: “Komutanım, muhtemelen Yunan savaş gemisi devriye yapıyor. Bize doğru gelmiyor.”
Serkan başıyla onay verdi. “Sessizliği koruyun. Yunan gemisi bizi duymasın.”
Saat 15:00. 7 saat geçmişti. Yunan gemisi 30 kilometre ötesinden geçti ve uzaklaştı. Tespit etmedi.
Saat 18:00. 10 saat geçmişti. Serkan mürettebata hazırlık emri verdi. “Limana 2 saat kaldı. Periskop hazırlığı yapın. Fotoğraf ekipmanı kontrol edin.”
Yüzbaşı Ayşe Kara, periskop operatörüydü. Mercekler temiz, çözünürlük yüksekti. Her şey hazırdı.
Saat 20:00. 12 saat geçmişti. Preveze Salamis limanına 2 kilometre mesafeye ulaştı. Serkan emir verdi: “Periskop derinliğine çıkın. 15 metre.”
Denizaltı yavaşça yükseldi. 100 metreden 15 metreye. Kemal sonar ekranını kontrol etti: “Komutanım, liman yakınında Yunan devriye botları var ama bizi tespit etmediler. Güzel.”
Periskop, denizaltının tepesinden yavaşça yükseldi. Su yüzeyine çıktı. Serkan periskopa yaklaştı. Yunan limanını gördü.
Dört Yunan fırkateyni, iki corvet, bir denizaltı, onlarca küçük devriye botu Salamis donanma üssünde demirdeydi. Yunan donanmasının gücü ortadaydı. Serkan başıyla onay verdi.
Ayşe periskop kamerasını kullanarak fotoğraflar çekmeye başladı. Her gemi için birkaç fotoğraf, farklı açılardan net görüntüler. 15 dakika boyunca Türk denizaltısı Yunan limanını gözetledi. Yunan sonarları hiçbir şey duymadı. Yunan devriye botları Türk denizaltısının 2 kilometre ötesinde olduğunu bile bilmiyordu.
Serkan fotoğrafların tamamlandığını gördü. “Periskop indir. Derin suya çekilin. 100 metre.”
Periskop indi. Denizaltı tekrar derinlere daldı. Rotayı Gölcük’e ayarladılar. Eve dönüyorduk.
Eylül 3 sabahı 8:00. Gölcük’te. Preveze üse döndü. Mürettebat yorgundu ama gururluydu. Serkan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na rapor sundu: “Görev başarılı. Salamis limanına 2 kilometre mesafeye kadar yaklaştık. Dört fırkateyn, iki corvet, bir denizaltı tespit edildi. Yunan sonarları bizi tespit edemedi. Hiçbir güvenlik ihlali olmadı.”
Komutan gülümsedi. “Mükemmel Yarbay. Yunan donanmasının gücünü öğrendik. Bu bilgi Ege’deki stratejimiz için çok değerli.”
Eylül 4’te Atina’da olay başladı. Salamis donanma üssü Yunan istihbaratı, Türk denizaltısının limana yaklaştığını öğrenmişti. Ama çok geç kalmıştı. Nikos Alexandros, liman güvenlik komutanı, raporu okuyunca şoke oldu.
“Türk denizaltısı limanımıza 2 kilometre mesafeye kadar yaklaşmış. Sonarlarımız tespit edememiş. Fotoğraflar çekmişler.”
Nikos öfkeyle masaya vurdu. “Sonar operatörü!” dedi. “Tip 214 denizaltısı çok sessiz. Elektrik motorları, bizim sonarlarımız duyamıyor.”
Nikos üzgündü. Türk Deniz Kuvvetleri, Yunan limanının tüm detaylarını öğrenmişti. Yunanistan diplomatik kanallardan Türkiye’ye mesaj gönderdi ama resmi protesto yapmadı. Çünkü uluslararası sulardı ve denizaltılar istediği yerde seyredebilirdi.
Evet, sevgili dostlar. Eylül ayında Ege Denizi’nde Yunan donanması Türk sularına taciz yapıyordu ve Türk Deniz Kuvvetleri Yunan donanmasının gücünü öğrenmek istedi. Yarbay Serkan Demir’e görev verildi. Preveze denizaltısının komutanıydı. Tip 214 denizaltısı çok sessizdi. Alman teknolojisi.
Eylül 2 sabahı Preveze Gölcük’ten ayrıldı. Su altına daldı. Salamis’e doğru ilerledi. 12 saat boyunca 100 metre derinlikte 10 knot hızla tam sessizlik protokolü ile ilerledi. Mürettebat konuşmadı, yürümedi. Sessizce görev yaptı. Çünkü her ses Yunan sonarlarına yakalanma riski taşıyordu.
12 saat sonra Salamis limanına 2 kilometre mesafeye ulaştı. Periskop kaldırıldı. Yüzbaşı Ayşe Kara fotoğraflar çekti. Dört fırkateyn, iki corvet, bir denizaltı tespit edildi. Her geminin konumu kaydedildi. 15 dakika boyunca Yunan limanı gözetlendi ve Yunan sonarları hiçbir şey duymadı. Yunan devriye botları Türk denizaltısının 2 kilometre ötesinde olduğunu bilmedi.
Preveze sessizce geri çekildi ve Gölcük’e güvenle döndü. Yunanistan olayı öğrendi ama çok geç kaldı. Diplomatik protesto yapmadı. Çünkü uluslararası sulardı. Türk Deniz Kuvvetleri Yunan limanının tüm detaylarını öğrendi. Stratejik avantaj kazandı. Çünkü Türk denizaltıları Ege’nin dibinde görünmezdi.
12 saat boyunca 2 kilometre mesafe. Yunan sonarları tespit edemedi.
Bu olay, Türk Deniz Kuvvetleri’nin ne kadar yetenekli olduğunu gösterdi. Yarbay Serkan Demir ve mürettebatı, 12 saat boyunca sessizce, görünmez bir şekilde Yunan donanmasının ana üssüne yaklaştı. Fotoğraflar çekildi, gemi sayıları tespit edildi. Yunan sonarları hiçbir şey duymadı. Yunan devriye botları 2 kilometre ötede bir Türk denizaltısını bilmiyordu.
Bu başarı, Ege Denizi’ndeki gerilimi azaltmadı. Aksine, Türk Deniz Kuvvetleri’nin stratejik bakış açısını kanıtladı. Yunan donanmasının gerçek gücü öğrenildi. Gelecekteki planlar bu verilere göre şekillenecekti. Serkan Demir’in komuta ettiği bu denizaltı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin gurur kaynağı oldu.
Evet, bu hikâye sadece bir denizaltı görevi değil. Bu, Türk Deniz Kuvvetleri’nin sessiz ama güçlü varlığının bir kanıtıdır. Ege’nin dibinde, suyun altında, görünmez. 12 saat boyunca. 2 kilometre mesafe. Yunan sonarları hiçbir şey duymadı.
Türk Deniz Kuvvetleri, her zaman hazırdır. Her zaman gizlidir. Her zaman başarılıdır.
.
.