PKK’NIN DRONE TEKNİSYENİ 4 YIL BELGRAT’TA SAKLANIYORDU! 🎯 Teşkilat Oyun Sunucusundan Tespit Etti
PKK’NIN DRONE TEKNİSYENİ 4 YIL BELGRAT’TA SAKLANIYORDU! 🎯 Teşkilat Oyun Sunucusundan Tespit Etti
Belgrad’ın Zemun ilçesinde, Tuna Nehri’nin hemen kıyısında sıradan bir apartman dairesi vardı. Beş katlı binanın ikinci katında kiracı olarak görünen adam komşularına kendisini Sırbistanlı bir yazılım geliştirici olarak tanıtmıştı. Sabahları geç saatlere kadar uyuyor, öğleden sonra ara sıra markete çıkıyor, akşamları ise bilgisayarının başından kalkmıyordu. Kimse ondan şüphelenmemişti. Dört yıl boyunca.
Ankara’da ise çok farklı bir tablo vardı. Teşkilatın siber istihbarat birimi 2020’nin başından itibaren PKK’nın drone programında kritik bir ismin izini kaybetmişti. Kod adı Mühendis olan bu şahıs, örgütün Kuzey Suriye’deki teknik kadrosunun baş isimlerinden biriydi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Pençe ve Zeytin Dalı operasyonlarında ağır kayıp veren örgüt, SİHA’lara karşı koyabilecek bir drone kapasitesi geliştirmek için bu adamın beyin gücüne ihtiyaç duyuyordu. Ne var ki Mühendis, 2019 sonu Kuzey Irak’taki bir kampta görüntülendikten sonra ortadan kaybolmuştu. Interpol kanalları, yüz tanıma sistemleri, sınır geçiş veri tabanları, teşkilatın klasik istihbarat kanallarının hiçbirinden sonuç gelmemişti. On bir ay süren yoğun bir takip çalışmasının ardından analistler çıkmaza girmiş gibiydi. Hedef sanki yerden yutulmuştu. Ta ki bir analistin garip bir bağlantıyı fark etmesine kadar.

Teşkilatın dijital istihbarat merkezinde çalışan analistlerden biri, 2021’in martında olağan dışı bir veri örüntüsü tespit etti. Örgütün Kuzey Irak’taki teknik kadrosunun bir kısmı belirli bir çevrim içi oyun platformunu koordinasyon amaçlı kullanıyordu. Bu yöntem tamamen yeni değildi. Teşkilat, birçok terör örgütünün ticari oyun platformlarını şifreli iletişim için kullandığını zaten biliyordu. Ama bu sefer farklı bir detay dikkat çekti. Koordinasyon mesajlarının bir kısmı özellikle gece saatlerinde ve Orta Avrupa saat dilimi esas alınarak geliyordu. Analist bu veriyi bir köşeye not etti ve çalışmayı derinleştirdi. Elde ettiği örüntü, hedefin Orta ya da Doğu Avrupa’da bir yerde bulunduğuna işaret ediyordu. Ancak bu bilgi kırk yedi ülkeyi kapsayan bir kıtada iğne aramak gibi anlamsız kalıyordu. Spesifik bir konumlandırma yapılamazdı. Çalışma dosyaya kaldırıldı ama tamamen kapatılmadı.
Asıl kırılma noktası yedi ay sonra, 2021’in ekiminde geldi. Teşkilatın teknik analiz birimi, örgütün drone yazılımı geliştirme faaliyetlerine ilişkin uzun soluklu bir SIGINT çalışmasında beklenmedik bir sinyal yakaladı. PKK’nın teknik kadrosu ticari bir oyun motorunun katmanlı şifreleme özelliklerini kullanarak yazılım parçaları paylaşıyordu. Bu yöntem oldukça sofistikeydi. Sıradan bir güvenlik taramasından kesinlikle kaçardı. Ama teşkilat sıradan değildi. Oyun sunucusundan gelen veri paketi saatler içinde parçalanmaya başladı. Şifreleme katmanları tek tek soyuldu. Altındaki içerik açığa çıktı. Gönderilen dosyalar, küçük ticari dronelara monte edilebilecek bir termal sensör sistemi için yazılmış ham kod parçacıklarıydı.
Kod yazım tarzı, söz dizimi alışkanlıkları ve kullanılan kütüphaneler daha önce yakalanan başka PKK teknik belgelerindeki imzalarla karşılaştırıldı. Eşleşme yüzde doksan ikiyi gösteriyordu. Dosyaları gönderen kişi Mühendis’ti. Artık bir şey daha vardı. IP adresi. Ham veri birden fazla VPN katmanından geçirilmişti ama teknik birim bu tüneli adım adım geriye doğru izledi. Sonuçta ulaşılan çıkış noktası Sırbistan’ın başkenti Belgrad’daki bir internet servis sağlayıcısına aitti. Hedef dört yıldır buradaydı.
Bu tespit Ankara’ya ulaştığında saatler içinde bir çalışma grubu oluşturuldu. Teşkilatın Balkanlardaki varlığı devreye sokuldu, saha istihbarat çalışması başladı. Belgrad’daki IP adresine kayıtlı aboneliğin hangi apartman dairesine ait olduğunu öğrenmek üç gün aldı. Dairenin kiracısı kayıtlarda Marko Petrović olarak görünüyordu. Ama yüz tanıma sistemi başka bir şey söylüyordu. Mühendisin gerçek adı Fırat Koçak’tı. Diyarbakır doğumluydu. Üniversite eğitimini Ankara’da mühendislik bölümünde yarıda bırakmış, ardından örgütle bağlantısı 2014’te kurulmuştu. Suriye’de geçirdiği beş yıl boyunca PKK’nın teknik altyapısında kritik görevler üstlenmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin SİHA operasyonlarına karşı geliştirilen elektronik karşı önlem sistemleri üzerinde çalışmış, örgütün ticari drone stoğunu savaş konfigürasyonuna uyarlamıştı.
2019 sonunda Kuzey Irak’tan çekilmesinin nedeni sonradan anlaşıldı. Örgüt onu koruma altına almıştı. Türk istihbaratının drone teknik kadrosuna yönelik hedefli operasyonlar, örgütü en değerli teknik isimlerini sıcak bölgeden uzaklaştırmaya sevk etmişti. Belgrad bu iş için mükemmeldi. Avrupa’nın ortasında, Türkiye ile iade anlaşması bulunmayan, büyük bir Sırp-Kürt toplumunun siyasi angajmana izin vermediği bir şehir. Koçak burada görünmez olabilirdi. Dört yıl boyunca olmuştu da. Ama teşkilatın yöntemi siyasi iade kanallarını beklemeyi gerektirmiyordu.
Koçak’ın kim olduğunu anlamak için teşkilat 2014’e dönmek zorundaydı. O yıl Ankara’da mühendislik üçüncü sınıf öğrencisiyken kaybolmuştu. Ailesi kayıp başvurusunda bulunmuş, polis dosyayı birkaç ay sonra kapatmıştı. Üniversite kaydı iptal edilmiş, devlet dairelerine olan borçları silinmişti. Hayat onu silmiş gibi görünüyordu. Gerçekte Koçak 2014 sonbaharında Suriye’ye geçmişti. Örgütün Avrupa’daki lojistik ağı üzerinden Türkiye-Suriye sınırını geçen bir kafile onu Kuzey Suriye’deki teknik eğitim merkezine ulaştırmıştı. İlk altı ay temel ideolojik eğitim ve alan güvenliğiyle geçti. Sonraki süreçte asıl kabiliyeti fark edildi. Koçak yazılım geliştirmede olağanüstü bir kavrama hızına sahipti. Örgütün teknik kadrosu onu hızla drone yazılım geliştirme grubuna transfer etti.
2016 ile 2019 arasında Koçak, PKK’nın drone programının omurgasını oluşturan kod tabanının önemli bir bölümünü yazmıştı. Ticari dronelerin uçuş kontrol yazılımlarını örgütün ihtiyaçlarına göre modifiye etmek, FPV dronelara patlayıcı entegrasyon yazılımı geliştirmek, sinyal karıştırma sistemlerine karşı alternatif frekans protokolleri tasarlamak. Bunların hepsi onun elinden çıkıyordu. Teşkilat bu çalışmaların önemli bir bölümüne ait teknik belgeleri sonradan ele geçirmişti. Kodların altındaki imza tutarlıydı. Aynı el, aynı zihin.
Pençe harekâtının başladığı dönemde örgüt Koçak’ın değerinin farkındaydı. Türk SİHA’larının örgütün teknik altyapısına verdiği hasar büyüktü. Bu yüzden kalan teknik kapasiteyi korumak hayati önem taşıyordu. Koçak Kuzey Irak’tan çıkarılırken örgüt ona üç şey söylemişti. Bir şehirde dört yıldan fazla kalma. Hiç telefon kullanma. Teknik çalışmalarını yalnız şifreli kanallar üzerinden yürüt. Koçak bu üç kuralı harfiyen uygulamıştı. Ama dördüncü bir kural yoktu. Teknik üretkenliğini durdur. İşte bu onun sonunu hazırladı.
Belgrad’daki saha çalışması iki aşamayla yürütüldü. İlk aşamada Koçak’ın günlük rutini haritalandırıldı. Zemun’daki dairesinden nadiren çıktığı, çıktığında da yakın çevredeki iki marketten biriyle kıyıdaki küçük bir kafeden yararlandığı belirlendi. Güvenlik bilincinin son derece yüksek olduğu anlaşılıyordu. Telefon kullanmıyor, aynı rotayı iki kez tekrar etmiyordu. Örgütün kendisini bu konuda özellikle eğittiği belliydi. İkinci aşamada operasyonel birim sahaya indi. Dört kişilik ekip, kimlik ve efsane bakımından Avrupa’ya seyahat eden Türk iş insanları kılığında Belgrad’a yerleşti. Koçak’ın dairesinin bulunduğu sokakta küçük bir araç kiralama bürosu tutan ekip on dört gün boyunca bölgeyi inceledi. PKK’nın bölgedeki aktif varlığının boyutu da bu süreçte netleşti. Koçak yalnız değildi. Belgrad’da örgütle bağlantılı en az dört başka isim daha tespit edildi. Ama operasyonun odağı belirgindi.
Teşkilatın Belgrad’daki çalışması yalnız Koçak’ı izlemekle sınırlı kalmadı. Dijital istihbarat biriminin paralel bir çalışma yürütmesi gerekiyordu. Koçak’ın oyun sunucusu üzerinden gönderdiği dosyaların alıcıları da tespit edilmeliydi. Teşkilat bu sayede tek bir hedef yerine geniş bir ağın haritasını çıkarma fırsatı buldu. Teknik dokümanlarını alan üç farklı IP adresi saptandı. Biri Kuzey Irak’ta, biri Almanya’da, biri Lübnan’daydı. Bu bulgu operasyonun kapsamını değiştirdi. Teşkilat Koçak’ı yakalamakla birlikte onun Avrupa’daki diğer bağlantılarını da gözlem altına alacaktı. Almanya’daki IP adresinin örgütün Hamburg hücresine ait bir teknik eleman olduğu dört günlük çalışmayla netleşti. Lübnan’daki adres daha belirsizdi. Büyük olasılıkla örgütün Ortadoğu teknik tedarik ağıyla ilgiliydi. Bu bilgiler daha geniş operasyon planlamasına girdi. Koçak vakası tek bir düğümün değil, bir ağın parçasıydı. Ne var ki bütün bu paralel çalışmalar önce Koçak’ın güvence altına alınmasını gerektiriyordu.
Saha ekibinin on dört günlük hazırlığında Koçak’ın güvenlik protokollerine ilişkin oldukça ayrıntılı bir tablo ortaya çıktı. Adam sistematik bir paranoya içindeydi. Örgüt tarafından eğitilmiş, disiplinli bir paranoya. Aynı kafe koltuğuna iki kez oturmazdı. Markette kasiyerle konuşmazdı, yalnız ödeme yapardı. Apartmanına dönerken son yüz metrede mutlaka duraklar, arkasına bakardı. Düzenli aralıklarla telefonunu değiştirdiği ve kullanımını neredeyse sıfıra indirdiği de gözlemlenmişti. Ama saha ekibi bir şey daha fark etti. Bütün bu önlemler, kendini sakladığı dört yıl boyunca örgütün varlığından tamamen kopuk yaşamanın getirdiği bir yorgunlukla delinmişti. Koçak ara sıra dairesinin penceresinden uzun süre dışarı bakardı. Kafedeki ziyaretlerde bazen tek bir kahveden sonra ayrılmak yerine otuz kırk dakika otururdu. Bu küçük ipuçları soyutlanma hissinin yavaş yavaş ağırlaştığını ele veriyordu. Psikolojik profil analizi hedefin görece rutine oturduğunu ortaya koydu. Bu veri operasyonel senaryo planlamasına girdi ve ekip komutanına önemli bir avantaj sağladı. Koçak paniğe meyilli değildi. Çünkü dört yıldır hiçbir tehdit sinyali almamıştı.
Operasyon günü için iki ayrı senaryo hazırlandı. Birincisi Koçak’ın alışveriş çıkışında harekete geçmeyi öngörüyordu. İkincisi kafedeki ziyaretini beklemeyi. Ekip komutanı birinciyi tercih etti. Çünkü daha tahmin edilebilir bir zaman penceresiydi. Koçak her cuma sabahı saat on ile on bir arasında markete çıkıyordu. Bu rutin on dört günlük takipte değişmemişti.
Kasım 2022’nin son cuma sabahı, saat dokuz kırk beşte ekip pozisyon aldı. Biri marketin çıkışına yakın bir bankta oturuyordu. İkincisi kaldırım karşısındaki araçta bekliyordu. Üçüncüsü yapının köşesinde sigara içiyordu. Dördüncüsü yüz metre ileride kiralık araçtaydı. Kurgunun basitliği güçlü yönüydü. Karmaşık bir operasyona gerek yoktu. Saat on on yedide apartman kapısı açıldı ve Fırat Koçak dışarı çıktı. Üzerinde siyah bir mont, elinde kulaklık vardı. Yavaş adımlarla yürüdü. Çevresine birkaç kez baktı. Alışılmış güvenlik taraması. Ne var ki bir şeylerin değiştiğini fark etmemişti.
Marketten çıktığında elinde plastik poşetlerle kaldırımda duraksadı. Karşı sokakta park halinde bir araç vardı. Onu daha önce görmemişti. Geri döneceği o saniyenin tam ortasında yanına biri yaklaşarak Türkçe konuştu. Tek bir cümleydi ve yumuşak bir tonda söylenmişti. Koçak dondu kaldı. Sonraki kırk beş saniye hiç gürültü yaratmadan, dikkat çekmeden geçti. Poşetler yere bırakıldı. Koçak kaldırımdan arabanın arka koltuğuna geçti. Kapı kapandı. Araç harekete geçti. Sokak olduğu gibiydi. Yayalar yürümeye devam ediyordu.
Teşkilat iki saat içinde Koçak’ı Belgrad dışına çıkarmıştı. Türkiye’ye getirilmesinden sonra başlayan sorgu süreci pek çok kritik bilgiyi gün yüzüne çıkardı. Örgütün drone programının mevcut durumu, Avrupa’daki teknik destek ağları, oyun platformlarını koordinasyon için kullanan hücrenin diğer isimleri. Bunların hepsi teşkilatın dosyasına girdi. Koçak’ın dört yıl boyunca Belgrad’dan yürüttüğü teknik çalışmanın kapsamı beklenenden çok daha büyüktü. On yedi farklı ülkedeki örgüt üyesine teknik destek sağlamıştı.
Sorgu sürecinin ilk günlerinde Koçak büyük ölçüde sessiz kaldı. Standart reddetme tutumu sergiledi. Adını, örgütle bağlantısını, Belgrad’taki faaliyetlerini kabul etmedi. Teşkilat buna hazırlıklıydı. Teknik ekip oyun sunucusundan elde ettikleri kod parçacıklarını önüne koydu. Yazım tarzı analizi, kullanılan kütüphaneler, söz dizimi alışkanlıkları. Hepsi Koçak’ın önceki çalışmalarıyla birebir örtüşüyordu. Teknik kanıtlar tartışılacak bir alan bırakmıyordu. İkinci günün akşamında tutum değişti.
Koçak konuşmaya başladığında anlattıkları teşkilatın beklediğinden çok daha kapsamlıydı. Dört yıllık yalnızlık ve soyutlanma bir insan üzerinde kendi baskısını yaratmıştı. Örgütle ilişkisi artık ideolojik bir bağlılıktan çok bir zorunluluklar zincirine dönüşmüştü. Bunun farkında olmak sorgulama sürecini beklenenden kolay kıldı. En kritik ifadesi, örgütün Çin merkezli bir tedarik ağı üzerinden aldığı drone bileşenlerinin modifikasyon sürecine ilişkindi. Bu süreç daha önce teşkilatın teknik değerlendirmelerinde yalnız teorik bir olasılık olarak yer almıştı. Koçak’ın ifadesiyle somut bir gerçeğe dönüştü. Söz konusu bilgi hızla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teknik istihbarat birimine iletildi.
Belgrad’daki dairede kalan bilgisayarlar, sorgulama tamamlanmadan birkaç saat içinde Sırp makamları tarafından bulundu ve içerikleri boşaltılmış halde teslim alındı. Bu detay, operasyonun zaman kurgusundaki hassasiyetin ne kadar kritik olduğunu gösteriyordu. Her saat, karşı tarafın tepki vermesi için bir pencereydi.
Bu operasyonun en kritik boyutu şuydu. Koçak yakalanma yöntemini öngörememişti. Telefon kullanmamıştı. Sosyal medyada iz bırakmamıştı. Aynı rotayı tekrar etmemişti. Ama oyun sunucusu üzerinden yürüttüğü teknik yazışmalar onun imzasını taşıyordu. Ve bu imzayı taşıyan dosyalar belirli saat dilimlerinde, belirli bir coğrafi bölgeden gönderiliyordu. Güvenlik bilinci onu görünmez kılmaya yetmemişti. Çünkü teknik üretkenliği onu hâlâ var olmaya mahkûm ediyordu.
Teşkilatın bu çalışmada kullandığı yaklaşım klasik HUMINT kanallarının çok ötesindeydi. Yıllarca yürütülen SIGINT çalışması, kodun yazım tarzı üzerinden kimlik tespiti, VPN tünelinin adım adım geriye izlenmesi ve oyun sunucusu trafiğinin derinlemesine analizi. Bunların her biri ayrı bir uzmanlık alanıydı ve hepsi bir arada çalışmak zorundaydı. Bir zincirin en zayıf halkası bir insan değil, bir alışkanlıktı.
Türkiye’ye getirilmesinin ardından Koçak’ın ifadesi, örgütün drone programına ilişkin teşkilatın elinde bulunan bilgilerle karşılaştırıldı. Örtüşen noktalar teknik istihbarat değerlendirmesini doğrularken bilinmeyen bazı hususlar da gün yüzüne çıktı. Özellikle örgütün Çin’den satın aldığı ticari drone bileşenlerini modifiye etmek için kullandığı yazılım kütüphanesi, teşkilatın daha önce kaydetmediği bir teknik yaklaşım içeriyordu. Bu bilgi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin drone savunma sistemlerine yönelik teknik güncelleme çalışmalarına girdi. Koçak aynı zamanda Almanya’daki bağlantıyı doğruladı. Hamburg hücresindeki teknik elemanın gerçek kimliği sorgu sürecinde netleşti. Bu bilgi Almanya güvenlik birimleriyle paylaşıldı. Söz konusu kişi birkaç hafta içinde Alman makamları tarafından ayrı bir soruşturma çerçevesinde tespit edildi.
Operasyondan sonra Belgrad’daki örgütle bağlantılı diğer dört isim de günler içinde bölgeden ayrıldı. Bir kısmı Orta Avrupa’ya dağıldı, bir kısmı Balkanların farklı şehirlerine yerleşti. Teşkilat bu hareketleri de takip etti ama operasyonun birincil hedefi çoktan güvence altına alınmıştı. Zemun’daki apartman dairesinde, Tuna kıyısında, Marko Petrović adına kiralanmış o ikinci kat dairesi boş kaldı. Ev sahibi, kiracısının bir sabah çıkıp bir daha gelmediğini komşularına anlattı. Kimse hayret etmedi. Bu şehirde insanlar gelir giderdi.
Oyun sunucusu yöntemi bu operasyondan sonra teşkilatın dijital istihbarat dosyalarına önemli bir not düşürdü. Terör örgütlerinin ticari platformları şifreli iletişim için nasıl kullandığı üzerine yürütülen analiz çalışmaları derinleştirildi. Koçak davası, bir teknik ustanın teknik üretkenliği nedeniyle deşifre olmasının ders kitabı örneği haline geldi. İstihbarat akademilerinde benzer vakalar kapsamında incelenmeye başlandı.
Belgrad’ın soğuk kasım sabahında sıradan bir kaldırımda başlayan kırk beş saniyelik sessiz operasyon, yıllar öncesinde bir oyun sunucusunda tespit edilen birkaç satır kodla başlamıştı. Bu, teşkilatın ne tür bir sabırla çalıştığını gösteren yüzlerce hikâyeden yalnızca biriydi. Ve bir yerlerde, başka sunucularda, başka ekranlarda, başka eller yeni kodlar yazıyordu. Teşkilat bunları da biliyordu.
Bu hikâyenin en sessiz ironisi belki de şuydu. Koçak dört yıl boyunca teknolojiden kaçmak için teknolojiyi kullanmıştı. Telefon yerine oyun platformu, sosyal medya yerine şifreli yazılım parçacıkları. Her önlem aslında bir iz bırakıyordu. Yalnızca farklı bir yerde, farklı bir biçimde. Teşkilatın bu operasyondaki en büyük kazanımı yalnız bir isim değildi. Örgütün dijital gizlenme yöntemlerinin mantığını anlamaktı. Oyun motorları, VPN katmanları, zaman dilimine bağlı iletişim örüntüleri. Bunlar birden fazla örgüt tarafından kullanılıyor, sürekli evrim geçiriyor ve her operasyonla biraz daha sofistike bir hal alıyordu. Koçak vakası bu evrimin en ileri noktasını temsil eden bir pencereydi. Teşkilat o pencereden baktı ve gördüklerini kendi sistemine işledi.
Zemun’daki o dairenin kiracısı gitmişti. Ama arka planda süren çalışma bitmemişti. Başka şehirlerde, başka rutinlerin içine gömülmüş başka isimler vardı. Her biri kendi önlemlerini almış, her biri bir şekilde var olmaya devam ediyordu. Ve bu varoluş bir gün bir analistin ekranında bir örüntü olarak belirdi mi, mesafe artık önemini yitiriyordu. Belgrad o kasım sabahı bunun kanıtıydı.